Sevgili Beyaz Adam, Doğarım, siyahım Büyürüm, siyahım Güneşlenirim, siyahım Üşürüm, siyahım Korkarım, siyahım Hastalanırım siyahım Ve ölürüm, hala siyahım Ve sen Beyaz Adam, Doğarsın, pembesin Büyürsün, beyazsın Güneşlenirsin, kızarırsın Korkarsın, sararırsın Hastalanırsın, yeşilsin Ve ölürsün, grisin Ve hala utanmadan bana renkli dersin...
“Bakış; nereye, nasıl, ne şekilde? Manaya, derinliğe, yüreğe; doğru şekilde! Hangi anlayışla, hangi ruhla, hangi bakışla? Hayatla, hassasiyetle, hayretle, halisane!”
İş ve iç dünyamızda içinde bulunduğumuz durumlardaki duruşlarımızda bakış ayarı ile ilgili yaşanan ciddi sorunlar her yönden isabetliliğe zarar veriyor. Bakışlarda ayar yapılması, Netlik ayarının da yapılması, Doğru bakış açısı için asla bulanıklık olmaması, Her durum, fikir ve insana özgü değişiklikler içermesi gerekiyor. Yaşanılan, hissedilen, görülen her şeyin en özel şekliyle yorumlanması gerekiyor. Renklerin net ve tam algılanması, birbirine karıştırılmaması, yansımalarında da kırılmaların olmaması anlamıyla bakışlardaki bulanıklık giderilebiliyor. Anlamların yerini bulması, görüşlerin isabetli olması, ‘keşkesiz bir bakış’ yakalanarak ‘doğru yorumlama’ yapma becerisi kazanılması ‘hayata keyif’ katıyor.
***
Doğru bakış; Sabit fikirlerimizle şekillenmiş bir bakış açısıyla tanımlanmış görüntü değildir. Doğru bakış, kendimize göre yorumladığımız şekil de değildir. Bakışımızda belirginleşen ve beynimizdeki haritada bize iz bırakan şeklin bizim algıladığımız ve yorumladığımız haliyle karşımızdaki kişi, durum ya da fikre kurulan empatinin bizcesi de değildir. Birilerine göre düşünürken kendi anlayışını da iptal etmek değildir. İşten koparak ya da içten bakışı kaybederek de yapılacak değildir. Değerlerini yitirerek görmeyi denemek de değildir. Gözlerini ve gönlünü kapatarak, duygu ve mantığını yitirmek demek de değildir.
***
Doğru bakış aynalara bakarak görülebilir. İş dünyasının aynası, ‘geri besleme ya da bildirim’ şeklinde yapılabilir. Nasıl anlaşıldığınız, ne olarak görüldüğünüz, kendinizi nasıl ifade edebildiğiniz ve kararlarınızın anlamlı, anlaşılır ve uygulanabilirliği durumunu etrafınızdaki insanların cevaplarından çok rahat anlayabilirsiniz. Böylelikle, kendinizi ölçmek, durumunuzu anlamak ve ‘yenilenmek’ için çok güzel bir fırsat yakalayarak ‘değer’lenme şansını yakalayabilirsiniz. İç dünyasının aynası da size kişiliğiniz hakkında ipuçları verecektir. Yalan yaşamayı ve öyle görmeyi istiyorsanız o şekilde yaşayacak ve göreceksiniz. Doğrularla yüzleşerek kendi gerçeğinizde güzellikleri bina etmeyi istiyorsanız da aynanız arzu ettiğiniz resmi size yansıtacak ve siz de kendinizi bulmuş olacaksınız.
***
Bakmasını bilmek, herkese nasip olan bir şey değildir. Kimisi şaşı, kimisi şehla, kimisi kör bakar; renklerden ve doğrulardan uzak yaşar. Kimisi de hem renkleri net görür, hem doğru tanımlamalar yapar. Hayatı ve olayları iyi okur. Doğru anlar. Güzel şekiller bina eder. Kendi güzelliğini de ışıl ışıl yansıtır. İç dünyası ve iş dünyası parlak ışıklar sunar, diğer dünyalara.
***
Bakışlarımızı iyi ayarlamak; ‘hayata, olaylara, kişilere değer katacaktır.’ Derin bakışa sahip olmak da ‘hassas ayar’ olacaktır. Derin bakış sahipleri yürekleri ile işin inceliklerini görme erdemini yaşayacaklardır. Bütün insanlığın ‘bakışlarındaki bulanıklıkları’nı giderdiği, içten iletişimlerin kurulabildiği, her şeyin değerini bulduğu ‘kalbî bakışlar’ın yaşanılarak yaşamaktan keyif alınan bir dünya dileklerimizle..
Dünya, körün gözünün işlediği son yerdir, ondan ötesini göremez; ama gözü sağlam olan bakışını ondan öteye vardırır ve ebedi evin (gerçek barınağın) onun ötesinde olduğunu anlar. Öyleyse gözü olan ona göz dikmez; kör olan ise ona göz diker; gözü olan ondan azık toplar, kör olan ise ona azık toplar." Hz. Ali(ra) (Nehc'ul- Belağa)